Güneş ve rüzgar gibi yerli, milli ve temiz enerji kaynaklarımız, yurt dışına para ödeyerek satın aldığımız fosil yakıtların aksine elektrik faturalarımızı azaltabilir.
Günden güne artan hayat pahalılığı hepimizi etkiledi. Pandemi ile beraber iyice şiddetlenen ekonomik kriz alım gücümüzü ciddi oranda düşürdü. Pazarda, markette fiyatlar daha önce görmediğimiz seviyelere yükseldi. Kiralar aldı başını gitti. Sadece gıda veya kira fiyatları artmadı tabii, elektrik fiyatları da zamlandı. Burada belki de en önemli etken enerji üretiminde fosil yakıtlara bağımlı olmamız ve bu kaynakların çoğunluğunu ithal etmemiz yani yurt dışından satın alıyor olmamız.
Bildiğiniz gibi Türkiye 2021’de önce Paris Anlaşması’nı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) onaylamış, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2053 net sıfır emisyon hedefini duyurmuştu. Paris Anlaşması’nı onaylamamızın üzerinden geçen yaklaşık 3,5 yıllık süreçte ithal fosil yakıt bağımlılığımızın ülke bütçesine maliyeti ise tam tamına 250 milyar dolara yaklaşmış durumda! Ve bu maliyet her geçen saniye artmaya devam ediyor…
Enerji üretiminde petrol, gaz ve kömür gibi fosil yakıtları ithal eden ülkemizin bu kaynaklara bağımlı kalma ısrarının bedelini enerjide dışa bağımlılık, yüksek elektrik faturası, artan hava, su ve toprak kirliliği ve bunlara bağlı sağlık sorunları ile ödüyoruz. Milli servetimizi fosil yakıtlar ile eritirken, sağlığımızdan oluyoruz.
Özellikle kömüre olan bağımlılığımız üzerinde durduğumuz sorunları daha da körüklüyor. Ancak bunun da bir devası var: Rüzgar ve güneş enerjisi gibi yerli, milli ve temiz enerji kaynaklarımız.
Temiz Enerjiden Elektrik Üretmek Fosil Yakıtlardan Daha Ucuz
Yapılan çalışmalara göre, kirleticilerin iklim değişikliğine sebep olan seragazlarını serbestçe salmasının önüne geçilip, kirletme bedelleri ödetilirse ve kamu kaynaklarıyla desteklenmeleri sonlandırılırsa en geç 2030 yılına kadar Türkiye’nin elektrik üretiminde kömürden çıkması doğal seyrinde gerçekleşecek. Kömüre verilmekten vazgeçilen teşvikler ve kirletenin ödediği toplam karbon maliyeti ile sağlanacak tasarrufla, dönüşümün faydalarının tüm toplumca paylaşılacağı, kimsenin mağdur olmayacağı planlamalara da kaynak ayrılabilir. Kömürden çıkış planının, kömür bölgelerindeki çalışanları ve yöre sakinlerini mağdur etmemesi için kapsayıcı ve insana yaraşır istihdam olanakları yaratacak bir Adil Geçiş Mekanizması içermesi gerekiyor.
Türkiye’nin yeni açıkladığı Enerji Dönüşümü-Yenilenebilir Enerji 2035 hedefi de oldukça iddialı. Güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2035’te 120 GW’a yükselmesi planlanıyor.
Bunun ötesinde yenilenebilir enerji santrallerinin kurulumu için gereken sermaye ve borç maliyeti fosil yakıtlara göre de daha ucuz. Bu, temiz enerji üretimine yapılan yatırımları oldukça uygun maliyetli bir enerji kaynağı haline getiriyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisi, düşen maliyetleri ve gelişen teknolojileriyle dikkat çekiyor. Güneş enerjisi maliyetleri kWh başına sadece 4 dolar/cent iken, fosil yakıtlar ve nükleer enerji güneş enerjisine kıyasla yüzde 56 daha pahalı. Ayrıca temiz enerji teknolojilerine yapılan yatırımlar ile bu teknolojilerin yaygınlaşması bahsi geçen kaynakları ve buradan üretilen enerjiyi daha ucuz hale getiriyor. Böylece elektrik faturaları da hafifliyor. Anlayacağınız üzere, güneş ve rüzgar enerjisi düşük maliyetleri nedeniyle, kısa bir süre sonra elektrik üretiminde en büyük payı alacaklar.
Düşük Enerji Maliyeti Ekonomimizi de Güçlendirir
Türkiye’de de maliyetler dünyayla paralel şekilde ilerliyor. 2021 yılında yapılan bir çalışma o dönemde Türkiye’de yeni rüzgar enerjisi santralı kurulumu maliyetinin yüzde 32, yeni güneş enerjisi santralı kurulumu maliyetinin ise yüzde 50 oranında azaldığını ortaya koydu. Bu sayede yeni kurulacak güneş ve rüzgar santrallerinden elektrik üretim maliyeti, ithal kömürle çalışan halihazırda işletmedeki termik santrallerin üretim maliyetlerinden çok daha düşük hale geliyor. Araştırma, Türkiye’de yeni bir rüzgar ve güneş santrali ile elde edilecek elektriğin maliyetinin sırasıyla 40,8 USD/MWh ve 51,9 USD/MWh olduğunu, ithal kömürle çalışan mevcut termik santraller için ortalama maliyetin ise 73/MWh dolara denk geldiğini gösteriyor. Döviz kuru veya ithal ettiğimizin kömürün fiyatı bizden bağımsız bir şekilde arttıkça bu fiyatlar daha da artacaktır. Ancak yerli ve milli güneş ve rüzgar enerjimizin fiyatları teknoloji geliştikçe ve güneş paneli ve rüzgar türbini üretiminde yerlilik oranı arttıkça daha da azalacaktır.
2022’nin son altı ayını ve 2023 yılının tamamını mercek altına alan ve Türkiye’de yenilenebilir enerji santrallerinin ve bu santrallere verilen teşviklerin piyasaya etkilerini değerlendiren bir başka araştırma da yenilenebilir enerji ile elektrik üretim maliyetlerinin nasıl düşeceğini gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre, Türkiye’nin Aralık 2023’teki toplam güneş ve rüzgar enerjisi gücü 23,5 gigavattı ancak planlanan projeler hayata geçirilseydi, bu rakam iki katına çıkıp 45 gigavata yükselebilirdi. Böylece elektrik üretim maliyeti de yüzde 11,3 daha ucuz olabilirdi.
Görüldüğü gibi yerli, milli ve temiz enerji kaynaklarımız, yurt dışına para ödeyerek satın aldığımız fosil yakıtların aksine elektrik faturalarımızı azaltabilir. Güçlü bir Türkiye için yenilenebilir enerjinin nimetlerinden yararlanmak için harekete geçmenin zamanı geldi de geçiyor…
